WHY FALLING IN LOVE WİTHOUT BEING LOVED?

 

image

If eyes see, heart likes and falls in love
The passion to meet lights fire
Reality and dream get mixed into each other
One moment comes and arched eyebrows are frowned.

He had loved a lot of beautiful ones without being loved
He knows that there is no remedy for this trouble
The lover also bears the trouble
Why falling in love without being loved?

Days full of hope and expectation
Passed with happiness and grief
We had tried hard but too hard
But couldn’t answer the riddle called love.

Advertisements
Posted in Uncategorized | Tagged , | Leave a comment

Song

image

Your lips are red
Your hands are white
Take my hands, child,
Hold them a while.

In the village where I was born
There were no walnut trees
That’s why I yearn for coolness
Fondle me a while.

In the village where I was born
There were no cornfields
So scatter your hair child
Flaunt it a while.

In the village where I was born
The north winds blew
That’s why my lips are aaaaaed
Kiss them a while

In the village where I was born
Bandits struck by night
That’s why I hate to be alone
Speak with me a while

In the village where I was born
Men did not know how to laugh
That’s why I’m still so unhappy
Make me laugh a while

You are light and beauty, like my country
The village where I was born was beautiful too
Now tell me of the place where you were born
Tell me a while.

Cahit Sıtkı Tarancı

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Yeşil Saplı Kırmızı Çiçek

image

Bir sabah Küçük çocuk okuldayken Öğretmeni seslenmiş:
– “Bugün resim yapacağız. ”
Küçük çocuk çok sevinmiş. Resim yapmayı çok severmiş. Her türlü resim yapabilirmiş:
Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler ve tekneler.
Mum boyalarını çıkarmış ve başlamış çizmeye ama öğretmeni:
– “Bekleyin! Daha başlamayın.” diye bağırmış. Herkes hazırlanana kadar beklemişler.
– “Şimdi Çiçek resmi yapacağız.” demiş öğretmeni, Küçük çocuk sevinmiş. Çiçek resmi yapmayı çok severmiş. Güzel güzel çiçekler yapmaya başlamış. Pembe, portakal rengi ve mavi rengarenk çiçekler.

Ama öğretmeni

– “Bekleyin! Ben size nasıl yapacağınızı göstereceğim.” demiş. Tahtaya bir çiçek resmi çizmiş. Sapı yeşil, kendisi kırmızıymış.
– “İşte böyle. Tamam şimdi başlayabilirsiniz.” demiş öğretmeni. Küçük çocuk öğretmeninin çizdiği çiçeğe bakmış. Sonra da kendi çiçeğine. Kendi çizdiği çiçeği daha fazla sevmiş. Ama bunu söylememiş. Kağıdın öteki yüzünü çevirmiş ve öğretmeninkine benzer bir çiçek çizmiş. Yeşil saplı kırmızı renkli bir çiçek.

Başka bir gün küçük çocuk kapıyı kendi başına açabilmeyi başardığında öğretmeni ;
– “Bugün hamur çalışacağız.” demiş.
Küçük çocuk çok sevinmiş. Hamurla oynamayı çok severmiş. Hamurdan çeşitli şeyler yapabilirmiş: Yılanlar, kardan adamlar, filler, fareler, arabalar, kamyonetler ve hamurunu yoğurmaya başlamış.

Ama öğretmeni;
– “Bekleyin! Daha başlamayın.” diye bağırmış ve herkes hazırlanana kadar beklemişler.
– “Şimdi tabak yapacağız.” demiş öğretmeni Küçük çocuk çok sevinmiş Tabak yapmayı çok severmiş. Çeşitli boyalarda ve şekillerde tabaklar yapmaya başlamış.

Ama öğretmeni;
– “Bekleyin!. Ben size nasıl yapılacağını göstereceğim.” demiş ve herkese derin bir tabak nasıl yapılır göstermiş.
– “İşte böyle. Tamam şimdi başlayabilirsiniz.” demiş öğretmeni.

Küçük çocuk bir öğretmeninin yaptığı tabağa bakmış, bir de kendi yaptığı. Kendi yaptığı tabağı daha çok beğenmiş. Ama bunu kimseye söylememiş. Hamurunu tekrar top haline getirmiş ve öğretmeninkine benzer bir tabak yapmış. Bu derin bir tabakmış. Çok geçmeden küçük çocuk beklemeyi öğrenmiş İzlemeyi de. Öğretmeninkine benzer şeyler yapmayı da Çok geçmeden Kendine özgü şeyler yaratamaz olmuş.

Daha sonra küçük çocuk ve ailesi başka bir şehirde yeni bir eve taşınmışlar. Ve küçük çocuk başka bir okula gitmek zorunda kalmış.

Bu okul diğer okuldan daha da büyükmüş. Dışarıdan içeriye açılan bir kapısı da yokmuş. Oldukça büyük basamaklardan çıkmak zorundaymış. Sınıfına ulaşmak için bir de uzun bir koridordan yürümek zorundaymış.

Daha ilk gün Öğretmeni;
– “Bugün resim çizeceğiz.” demiş.
Küçük çocuk çok sevinmiş. Öğretmeninin komut vermesini beklemiş. Ama öğretmen hiçbir şey söylememiş, sadece sınıfın içinde, öğrencilerin arasında gezinmiş. Küçük çocuğun yanına gelince,

– “Resim çizmek istemiyor musun?” diye sormuş
– “İstiyorum” demiş küçük çocuk
– “Ne çizeceğiz” diye sormuş küçük çocuk

Öğretmeni; – “Buna sen karar vereceksin” demiş.
– “Nasıl çizeceğim?” diye sormuş küçük çocuk
– “Nasıl istersen öyle” demiş öğretmeni.
– “Hangi renkle boyayacağız?” diye sormuş küçük çocuk
– “Hangi renkle istersen onla” demiş öğretmeni
– “Eğer herkes aynı resmi çizerse, aynı renkle boyarsa kimin yaptığını nasıl anlayabilirim?” demiş öğretmeni
– “Bilmiyorum!” demiş küçük çocuk.

Ve pembe, portakal rengi ve mavi çiçekler yapmaya başlamış. Yeni okulunu çok sevmiş ön kapıdan sınıfa bir kapısı olmasa bile!

Helen E. Buckley

Posted in Uncategorized | Tagged | Leave a comment